| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
 
Jun
08
    
DownloaD | 08 Haziran 2008 05:59 | 0 fav | etiket:  

Kadınlar Seksi Nasıl Yaşıyor?

Erkeklerin cinsel yaşamdan beklentilerini aşağı yukarı biliyoruz: Zevk, heyecan, tutku ve eğer mümkünse ufak tefek oyunlar… Oysa kadınlar için durum biraz daha karışık, çünkü kadınlar seksi çok daha farklı boyutlarıyla yaşamanın peşinde…

Cinsellik hem erkekler, hem de ka­dınlar için hayatın vazgeçilmez bir parçası… Ancak bu, iki cinsin seksi aynı şekilde yaşadığı anlamına gelmiyor. Erkekler için cinsel hazzın temelinde biyolojik bir ihtiyacı karşılama ve rahatlama içgüdüsü ağır basarken ka­dınlar, bambaşka duygu ve düşüncelerle yatağa giriyorlar. Yani toplumsal önyargı­ların aksine erkekler sekse daha meraklı oldukları halde cinsel ilişkide klasik kalıplarla yetinirlerken, kadınlar ilişkiye renk katmak için büyük çaba harcıyor, hayatlarının her alanı gibi cinsel yaşamlarını da ara ara gözden geçirilip yenilenmesi gereken bir bütün olarak görüyorlar. Üstelik bu sıra­lardan bazıları, yüzyıllardır devam eden ve her toplumda kabul gören birtakım basma­kalıp düşünceleri de yalanlıyor. İşte kadın­ların cinselliği nasıl yaşadığına dair bazı ipuçları ve bilinmeyen gerçekler…

Daha fazla hareket istiyorlar
Demiştik ya, erkeklerin sekse daha meraklı olmaları onların daha yaratıcı oldukları ve tutkulu bir cinsel yaşam yolunda daha fazla çaba gösterdikleri anlamına gelmiyor. Aksine, kendine ve partnerine ön sevişmeyi çok görenler bile var. Onlar için asıl olan, cinsel birleşme ve boşalma anı. Oysa kadınlar için cinsel birleşmenin öncesi ve sonrası da en az kendisi kadar büyük önem taşıyor.. Onlar daha hareketli, yeniliklere daha açık, farklı tatlar alabilecekleri, değişken bir cin­sellik arayışı içindeler. Zaten uzun vadeli ilişkilerde ister istemez monotonlaşan cin­sel hayatı yeni bir heyecan dalgasıyla ta­zelemek için çaba gösterenler de çoğun­lukla kadınlar oluyor. Seksi bir iç çamaşırı, romantik bir akşam yemeği, küçük sürpriz­ler, yeni fanteziler… Genellikle bu tarz fi­kirlerin arkasında erkekleri bulmak pek mümkün değil. Onlar kendilerine sunulan zevklerin tadını çıkarmakla yetiniyor ama daha durağan, daha klasik ve daha tek renkli bir cinsel hayattan da şikayet etmiyorlar. Yani kadınlar için seks, erkekler için olduğundan çok daha farklı bir anlam taşıyor. Evli kadınlar da seksi seviyorlar; Evliliğin aşk­la birlikte cinsel zevki de öldürdüğü yolun­daki bütün tezler palavra… Evli kadınların çoğu, seksi “bitmeyen bir balayı” tadında yaşamanın hayalini kuruyorlar.

Kocalarının onlara hep aynı tutkuyla sarılmasını, yıllar sonra bile ilk sevişmenin heyecanıy­la sevişmeyi, kocalarıyla aralarındaki sevgililik ilişkisinin ve tutkunun sürmesini isti­yorlar. Oysa çoğu erkek kendini sevgilisi ya da nişanlısı konumundaki kadını nikaha kadar elinde tutmak ve etkilemek zorunda hissetse bile, nikahtan sonra gevşiyor ve ilişkiyi cinsellik de dahil her yönden boşluyor. Evliliğin kaçınılmaz olarak rutinleşme tehlikesine düştüğü dönemlerde bunu fark eden ve durumu değiştirmek için çaba gös­teren genellikle kadın oluyor. Ancak tabii ki bu tek taraflı çaba yeterli değil ve ilişki­nin her açıdan olduğu gibi cinsellik yönün-den de sıradanlasma tuzağına düşmesi ka­çınılmaz. Yine de ne olursa olsun kadınla­rın evlenince yatakta tembelleştikleri ya da evli kadınların seksi sevmedikleri düşüncesi son derece yanlış…

Cinselliği aşkla birlikte yaşamak istiyorlar
Pek çok kadının hayatında en az bir adet tek gecelik ilişki, sadece fiziksel çekimden yola çıkılarak yaşanan bir cinsellik, salt be­densel hazları tatmin uğruna gerçekleşen bir sevişme vardır. Ancak bütün bunlar, ka­dınların cinselliğe duygularını da karıştır­dıkları gerçeğini değiştirmiyor. Onlar için aşk, paylaşım, şefkat ve ilgi “mükemmel teknikten” önce geliyor. Cinsel tatmin an­cak duygusal tatminle bütünleştiğinde anlam ve değer kazanıyor. İster yeni başla­yan bir ilişkide olsun, ister yıllardır süren bir beraberlikte, her kadın cinselliği yaşa­dığı erkek için özel olmak ve onda hayranlık uyandırmak istiyor.

Kadınların çok bü­yük bir kısmı, hatta savunma mekanizma­larını çalıştırıp aksini iddia edenler bile sek­si sadece seks olarak görmeyi başaramı­yor, özellikle ilk sevişmeden sonra ciddi bir beklenti içine giriyor, erkekler gibi rahat rahat kapıyı arkalarından çekip çıkamıyor, o en mahrem anların izlerini üzerlerinde taşıyorlar. Karşı tarafın bakış açışı farklı ol­duğu zaman da hayal kınklığına uğruyor, acı çekiyor ve bunalıma sürükleniyorlar. Onlar için nitelik nicelikten önce geliyor: İş­te kadınlarla erkeklerin sekse bakış açıları arasındaki en büyük farklardan biri… Er­kekler nasıl ki yemek konusunda pek seçi­ci davranmıyorlarsa, yatakta da önlerine her konanı “yiyebiliyorlar.” Ama bugüne kadar kaç kadınla birlikte oldukları, cinsel tatmin ve erkekliğin ispatı açısından büyük önem taşıyor. Kadınlarsa tam aksine nite­likten çok niceliğe önem veriyorlar. Erkeklere has “Ne sevişsem kar…” düşüncesinin yerini kadınlar da “Bir kere olsun, tam ol­sun” fikri alıyor. Tatmin edici olmayan, hiç­bir anlam ifade etmeyen, özelliksiz ve tat­sız seks, kadınların tüylerini diken diken etmeye yetiyor. Yani onlar için sayı değil, ka­lite belirleyici… Haftada bir kere gerçekle­şen, ama fantezilerle zenginleştirilmiş, renk­li, eğlenceli ve yaratıcı bir sevişmeyi her gün yaşanan yavan, sıradan, öylesine bir cinsel ilişkiye bin kere tercih ediyorlar.

Seks hakkında konuşmaktan korkmuyorlar
Cinsellikten söz etmenin erkeklere has bir özellik olduğu düşüncesi de bir başka yan­lış düşünce… Çünkü arkadaşlarla biraraya gelince cinsel içerikli espriler yapmak, bel­den aşağı fıkralar anlatmak, dünyaca ünlü bir seks ilahesini çok beğendiğini ve onunla bir gece birlikte olmak için her şeyi yapabileceğini söylemek ne yazık ki seks hak­kında konuşmak anlamına gelmiyor. Asıl önemli olan gerektiğinde sorunlardan bah­sedebilmek, onları çözmeye çalışmak, is­tekleri ve şikayetleri dile getirmek, gerek­tiğinde bazı değişiklikler yapmaya cesaret edebilmek… Bunu da erkekler değil, kadın­lar yapıyor. Onlar cinsel hayatlarını gözden geçirme, kendilerini eleştirme, duygularını ve beklentilerini dile getirme, yani genel olarak seksten bahsetme konusunda çok daha cesurlar.

Erkeklerse arkadaşlarıyla konuşurken aslan kesildikleri, cinsellik hak­kında atıp tuttukları halde iş ikili ilişkiye geldiğinde, yani bu konuyu sevdikleri ve ya­taklarını paylaştıkları kadınla konuşmaları söz konusu olduğunda tuhaf bir biçimde suskunlaşıyor, içlerine kapanıyor ve bu tip konuşmaları gereksiz bulduklarını belli eden hareketler yapıyorlar.



 
Jun
08
    
DownloaD | 08 Haziran 2008 05:58 | 0 fav | etiket:  

Sağlıklı seks için ne yapılmalı ?

Az muhabbet tez ayrılık mı getirir yoksa sürekli birlikte mi olmak gerek? İşte seks için en doğru olanları…

Her anı yan yana geçiren çiftler mi doğru yolda ilerliyor yoksa kendi evlerinde ayrı ayrı yaşarken birbirleri için ortak zaman yaratanlar mı? İki ünlü psikiyatrist Prof. Dr. Ahmet Çelikkol ve Prof. Dr. İlkay Kasatura ideal ilişki modelini tartıştı…..

Prof. Dr. Ahmet Çelikkol
‘Az muhabbet tez ayrılık getirir’
“Eşler istiyorlarsa her anlarını birlikte geçirebilirler, bağımlı kişilik yapısındaki çiftler böylece mutluluğu yakalayabilir. Kadın kaçar erkek kovalar, budenge tutturulursa mutlu ilişki kurulur. ”

Sağlıklı ilişki kurabilmek için çiftler her an dip dibe mi olmalı araya mesafe mi koymalı ?
Bu tamamen çiftin birlikte verebileceği bir karar. Çiftlerden ikisi de bağımlı kişilik yapısındaysa, her an birlikte olarak son derece mutlu bir ilişki kurabilirler. Bu çiftlere ‘Yok sen eşinden biraz uzaklaş’ demek gerçekten doğru bir tavsiye olmaz.

Paylaşılan zaman arttıkça sorunlar artar mı azalır mı ?
İlişkiler aynen bir çan eğrisi gibidir. İlişki geliştikçe uyum artar ama çan eğrisi tepeye vardığında daha fazla yakınlığın faydası olmaz. Bu noktada yine iç içe bir ilişki söz konusu olursa, o zaman aşağı doğru iniş başlayıp sorunlar artabilir.

Sizce birlikte mi yaşamalı herkesin ayrı evi mi olmalı ?
Çok muhabbet tez ayrılık getirir derler ya, az muhabbet de aynen bunun gibi ayrılık nedenidir. Öyle ayrı ayrı evlerde sağlam ilişki kurulmaz. Ayrı ayrı evlerde yaşanan ilişkinin adı kandırmacadır.

Randevulu seks mi, spontan seks mi daha fazla tatmin eder ?
İkisi birden demek daha uygundur. Programlı seks yapılabilir ama ilişkinin kendiliğinden gelişmesine de olanak tanımak lazım. Bu tür şeyleri sıkı kurallara bağlamak doğallığı bozabilir.

Bir tarafın kaçan diğer tarafın kovalayan olması her zaman bir ilişkiyi ayakta tutabilir mi ?
Kaçmak ve kaçar gibi yapmak kadına atfedilmiştir. Aslında bu dişinin doğasında vardır, örneğin kedilerde de böyle bir dürtü vardır. Bu hayata renk katabilir ama dozunu ayarlamak lazım. Erkeğin enerji sarf etmesine izin vermek gerekir.

* * *

Prof. Dr. İlkay Kasatura
‘Sevdiğiniz kişiyi esir almayın’
“Karşısındakini esir alan ilişki biçimi çiftleri birbirinden uzaklaştırır. Çiftlerden birinin kaçtığı diğerinin kovaladığı ilişki yapısı bir süre sonra kızgınlığı, bıkkınlığı getirir ve o ilişki biter.”

Sağlıklı ilişki kurabilmek için çiftler her an dip dibe mi olmalı araya mesafe mi koymalı ?
Ortak ilgi alanları yakalayarak eşlerin zamanlarını birlikte geçirmeleri güzel bir şeydir ama bireyselliğe de saygılı olmak gerek. Aksi halde kadının da erkeğin de, adeta karşısındakini esir alan davranışları birbirinden uzaklaşmalarına yol açar.

Paylaşılan zaman arttıkça sorunlar artar mı azalır mı ?
Burada dikkat edilmesi gereken şey, paylaşılan zamanın çokluğu değil paylaşımın kalitesidir. Tüm günlerini birbirleriyle geçirdikleri halde iyi bir ilişki kuramayan pek çok çift var. Birlikte zaman geçirmek ilişkinin mutlu olmasını çok fazla ilgilendiren bir konu değildir.

Sizce birlikte mi yaşamalı herkesin ayrı evi mi olmalı ?
Evlilik karşılıklı dayanışma ve paylaşımın gerçekleşmesi gereken bir süreç olduğu için ben çiftlerin ayrı evlerde oturmasına karşıyım. Ancak aynı evde yaşanırken de karşıdaki kişinin farklı bir birey olduğu unutulmamalı ve saygı gösterilmeli.

Randevulu seks mi, spontan seks mi daha fazla tatmin eder ?
Cinselliği spor salonunda gerçekleştirilen beden eğitimi olarak görmüyorum. Her iki tarafı da mutlu edecek şey karşılıklı sevginin sonucu olarak ortaya çıkan spontan sekstir. Cinselliğin sevgi, aşk, duygu içeren boyutlarını görmezden gelirsek ilişki zarar görür.

Bir tarafın kaçan diğer tarafın kovalayan olması her zaman bir ilişkiyi ayakta tutabilir mi ?
Kaçma kovalama tarzındaki davranışlar insanları ilişkinin doğallığından koparır. İlişkilerde kaçan taraf seven insanı bir süre peşinde koşturabilir amadaha sonra bıkkınlık, kızgınlık ve yıpranmışlık duygularının yaşanması kaçınılmazdır.

 



 
Jun
08
    

Sevişme sırasında neler olur?

Ön sevişme ya da aşk oyunları çift­lerin cinsel birleşmeye hazır duruma gelmesini sağlamak için öpüşerek, sarılarak ve birbirlerini okşayarak uyarma sürecidir. İnsanların havaya girmek; için istedikleri ön sevişme miktarı kişiden kişiye çok değişir. Çiftlerin çoğu her ikisine de uyan bir rutin geliştirir ancak bazen cinsel birleşmeler arasına ön sevişme ya da oral seks dönemleri serpiştirerek ve yeni pozisyonlar deneyerek bu rutini kırmak eğlenceli olabilir. Se­vişme sırasında ne olacağını belirle­yen kalıplar yoktur; önce öpüşmek, ardından ön sevişme yapmak ve bu­nun cinsel birleşmeyle noktalanması gibi bir kural yoktur; hazzın bir bölü­mü de bütün bunları içinizden geldi­ği gibi bir araya getirmektir.

Öpüşmek (dudakların, bedenin ya da genital bölgelerin öpülmesi), sarılmak, birbirini hafifçe ısırmak ve okşamak çiftin gevşemesine ve fizik­sel olarak kendini eşine yakın hisset­mesine yardım eder. Uyarıldıkça bir­birlerinin bedenini keşfemeye başla­yabilirler. Kadınlar genellikle göğüslerinin ve memebaşlarının hafifçe okşanmasından ya da öpülmesinden ve uyluklarına dokunulmasından hoşlanır.­ Parmaklardan birinin ya da ikisinin vajinaya sokulması da hoşla­rına gidebilir. Klitoris çok duyarlıdır ve kadın yeterince uyarılmadıysa ya da temas şiddetli ya da sertse klitorise dokunmak acı verebilir. Kadınla­rın çoğu klitoris gövdesinin (ya da çevresinin) hafifçe art arda okşanma­sından ya da dokunulmasından hoş­lanır ve birçok kadın oral seksi çok heyecan verici bulur.

Erkekler penis gövdesinin ve ba­şının tutulmasından, art arda okşan­masından ya da öpülmesinden, ya­lanmasından ve (dondurma gibi) emilmesinden hoşlanır. Penisin sıkı mı, yoksa gevşek mi tutulacağı ko­nusunda beğeniler farklılık göstere­bilir. Bazı erkekler testislerine doku­nulmasından ya da avuca alınmasın­dan ya da kalçalarının ve uylukları­nın okşanmasından da zevk alır. Er­keklerde meme başı kadınlardan da­ha az duyarlıdır, ama bazı erkekler meme başlarının uyarılmasından da hoşlanır.

Çift cinsel birleşmeye hazır oldu­ğunda penis vajinaya sokulur ve rit­mik bir biçimde birlikte hareket ede­rek cinsel hazzın artması sağlanır. Elle uyarılma aşamasından cinsel birleşmeye geçiş erkekte cinsel hazzı çok artırır, ama kadında bu her za­man böyle olmaz. Sevgi dolu bir iliş­kide kadın penisin vajinaya girme­sinden büyük duygusal doyum alır, ama bütün cinsel birleşme pozis­yonlarında klitoris yeterince uyarılamaz. Yeterli deneyimi olmayan ya da sık sık sevişmeyen bir kadın, ye­terince uyarılsa bile penisin vajinaya girişi sırasında acı duyabilir. Çiftlerin farklı pozisyonları deneyerek, sevi­şirken bunlardan hangisinin kendilerine daha uygun olduğunu araştırmaları gerekir.­­

 



 
Jun
08
    

Cinsel Birleşme Sırasında Bedende Neler Olur ?

Erkek cinsel olarak uyarılınca penisi dikleşir. Penise kan akışı artarken ka­nın penisten çıkışı önlenir. Dolayı­sıyla, iki kavernöz cisimcikteki ve sungersi cisimcikteki sungersi doku­lar kanla dolar, gerginleşir ve sertle­şir. Sertleşmenin sürmesi için peni­sin tabanındaki küçük kaslar da ritmik bir biçimde kasılır. ­

Uyarma arttıkça cinsel heyecan artar ve erkek orgazmın yaklaştığını fark eder. Artık bir-iki saniyede boşalmanın gerçekleşeceği, “boşalma­nın kaçınılmazlığı” evresine girilir. Testislerdeki ve sperma kanalındaki kaslar kasılarak meniyi üretradan dı­şarıya pompalamaya hazır konuma geçer. Üretradan idrar çıkışı durdu­rulur. Prostat bezinden ve seminal keseciklerden çıkan sıvı sperme ka­rışarak meniyi oluşturur ve meni üretranın üst bölümünde toplanır. Orgazm geldiğinde kasların kasıl­masıyla meni üretradan itilerek pe­nisten dışarı fışkırır.

Orgazmdan sonra, erkeğin cinsel uyarıya yanıt vermediği bir evre var­dır. Yanıtsızlık dönemi adı verilen ve süresi kişiden kişiye çok farklı olabi­len bubirkaç saat arasında değişebilir. Penis sertliğini yitirir, beden gevşer ve sık­lıkla güçlü bir uyuma isteği oluşur. dönem birkaç dakikayla ­

Kadında cinsel uyarılma klitorisin ve vulvanın şişmesine ve kayganlaşmasına yol açar. Bu yolla vajina ağzı penisin girişini kolaylaştırır ve kadı­nın alacağı hazzı artırır. Rahim de büyüyüp yükselerek rahim boynunu penisin yolundan uzaklaştırır. Vaji-nanın üst bölümü balonlaşır. Or­gazm sırasında vajina ve rahim kas­ları ritmik olarak kasılır. Bazı kadın­larda üretradan az miktarda, idrar ol­mayan bir sıvı da atılır. Bunun erke­ğin boşalmasının kadındaki eşdeğe­ri olduğu düşünülüyor. Kadınlarda mutlaka biryanıtsızlık dönemi olma­sı gerekmez ve bazı kadınlar birbiri ardına birkaç kez orgazm olabilir.

 



 
Jun
08
    
DownloaD | 08 Haziran 2008 05:47 | 0 fav | etiket:  

Cinsel sorunların çoğu eşlerin farklı hızda ve tarzda yanıt vermele­rinden ya da cinsel uyarılmaya yanıt verememelerinden kaynaklanır. Er­kek uyanlmaz ve penisi sertleşmezse, eşi cinsel açıdan engellenmişlik duygusu yaşayacak, çekici olmadığı ve reddedildiği duygusuna kapıla­caktır. Kadın cinselliğe karşı ilgisiz-se, sevişmekten kaçınabilir ya da ye­terince uyarılmadığı için cinsel ilişki­nin acı verdiğinden yakınabilir. Bu durumda eşi onu nasıl uyaracağını bilemez ve kendisini başarısız hisse­der.

Erkeklerin elektrik ampulleri gibi hemen yanıt verdikleri, oysa kadın­ların ütü gibi yavaş yavaş ısındıkları söylenir. Böyle eğlendirici sözler in­sanların cinsel ilişkilerindeki karma­şıklığı ve farklılıkları aşırı basite indir­giyor; kendisinin ampule benzeme­diğini düşünen birçok erkeği de in­citebilir! Aslında cinsel dürtünün ka­dında daha fazla olduğu birçok çift vardır.

Geçmişte cinsellik üzerine birçok araştırma yapıldı; bunların en ünlü­leri Masters ve Johnson ile Kinsey ve Hite tarafından yapılanlardır. Bu anketlerin hepsi erkekte cinsel aktivitenin erken yaşlarda doruğa ulaştı­ğını, genellikle ergenlik çağına denk gelen bu dönemde erkeğin haftada ortalama beş orgazm yaşadığını gösteriyor. Kırk yaşlarına gelen er­kekte bu oran haftada iki-üç orgaz­ma düşüyor ve bu sayı yaş ilerledik­çe giderek azalıyor.

Buna karşın, sonuçlar kadınlarda cinsel aktivitenin yirmili yaşların so­nunda ya da otuzlu yaşlarda doruğa ulaştığını ve gerek artış hızının, ge­rekse yaşla azalma hızının erkekler­den çok daha yavaş olduğunu dü­şündürüyor. Ayrıca kadınlarda âdet kanamaları, doğurganlık, gebelik ve menopozun önemli rol oynadığı çok daha karmaşık bir cinsel yaşam var­dır.

“Genel bir davranış kalıbı” bu­lunmasına karşın, bütün araştırma­larda insanların çoğunun ortalama­dan çok farklı olduğu, yıllarca boşal-mayan erkekler ya da günde birkaç kez uyarılan kadınlar bulunduğu gö­rülüyor. Bunun gibi, günde birkaç kez boşalan erkekler yanında, ya­şamları boyunca yalnızca birkaç kez uyarılmış kadınlar da var. Gerçek şu ki, bu “genel davranış kalıbına” uy­gun olup olmamaktansa, kendi cin­selliğinden memnun olmak çok da­ha önemli.

Dinsel ve kültürel inançlar kişile­rin cinsellik karşısındaki tutumların­da ve kabul edilebilir ya da edilemez saydıkları davranışlarda son derece önemli, belirleyici bir rol oynuyor. Kişi bir davranışın (örneğin kendi kendini tatmin [mastürbasyon]) za­rarsız olduğunu bilse bile, duygusal olarak yine de suçluluk ve pişmanlık duyabiliyor.

Yaklaşık bir kuşak önce cinselliğe erkeklerin kadınlardan daha fazla ilgi duyduklarına inanılır, dolayısıyla er­keğin mastürbasyon yapması, cinseldaha hoşgö­rüyle karşılanırdı. Feminizm dalga­sıyla ve kadın haklarının ve kadın so­runlarının kabul edilmesiyle kadın cinselliği çevresindeki tabular kalktı ve artık cinselliğin kadınlarda da er­keklerdeki kadar önemli olduğu bili­niyor. Günümüzde kadınlar kendile­rinin de cinsel istekleri olduğunu, mastürbasyon yaptıklarını ve cinsel fanteziler kurduklarını kabul etmeye dahabir araştırmada görüşme yapılan kadınların yüzde 73′ü 20 ya­şından önce mastürbasyon yaptığını söylüyordu. Aynı araştırmacıların 15 yıl önce, 1966 yılında gerçekleştir­dikleri benzeri bir araştırmada bu ra­kam yalnızca yüzde 46′ydı. Giderek mastürbasyon yapan kadın sayısı mı artıyor, yoksa artık kadınlar bundan daha kolay mı söz edebiliyor? ilişkileri başlatması, hatta para öde­yerek seks yapması çok yatkınlar. 1981 yılında gerçek­leştirilen



 
Jun
08
    
DownloaD | 08 Haziran 2008 05:45 | 0 fav | etiket:  

Çiftler Hangi Sıklıkla Sevişiyor?

Araştırmaların çoğu, bütün yaş grup­larında ortalama haftada iki ya da üç kez sevişmenin çok yaygın olduğu­nu gösteriyor. Bununla birlikte, genç çiftlerde ve birlikte yaşayan ama evli olmayan çiftlerde cinsel aktivitenin daha yoğun olduğu, ama ikinci yıl­dan sonra hem evli çiftlerde, hem de birlikte yaşayan çiftlerde giderek azalma eğilimi gösterdiği anlaşılıyor. Bazı dinlerde ve kültürlerde âdet ka­naması sırasında cinsel ilişki yasaktır. Ayrıca gebelik, çocuk büyütme, aile sorunları ya da işteki gerilimler gibi olaylar da cinsel ilişki sıklığını etkili­yor. Bir deyişe göre bir çift birliktelik­lerinin ilk beş yılında birbir metal para atsa ve beşinci yıldan sonra her sevişmede kavanozdan bir metal para alsa, ömür boyu birlikte yaşasalar bileka­vanoz hiç boşalmazmış kavanoza her sevişmede



 
Jun
08
    
DownloaD | 08 Haziran 2008 05:43 | 0 fav | etiket: , ,  

Kadında Birden Çok Orgazm Tipi Mi Var ?

Kadınlarda farklı orgazm tipleri üze­rine yoğun tartışmalar sürdürüldü ve penisin vajinaya girişiyle ulaşılan or­gazmın klitorisin uyarılmasıyla ulaşı­landaha “olgun” oldu­ğu ileri sürüldü. Bununla birlikte, araştırmalar kadınların çoğunun cin­sel birleşmeden önce ya da cinsel birleşme sırasında klitoris biraz uyarılmadan orgazma ulaşamadıklarını ortaya koydu. İster doğrudan (okşa­narak ya da öpülerek), ister (penisin vajinaya girişiyle) dolaylı yoldan uyarılsın, kadında orgazmın klitoristen kaynaklandığına inanılıyor. orgazmdan

Bir tartışma da “G noktası” adı verilen ve klitorisin arkasında vajina içinde yer alan bir alanın var olup ol­madığı konusudur. Bazı kadınlar bu alanın uyarılmasından çok hoşlanır. Bu alandaki basıncın dolaylı yoldan klitorisi ya da idrar yolunu uyardığı, bu nedenle haz verdiği ve uyarıcı ol­duğu sanılıyor.

Bütün bu konular bir yana, kadın­larda cinsel uyarılmanın erkeklerden daha karmaşık ve daha belirsiz oldu­ğu açık. Birçok kadın kendi vücudu­nun nelerden hoşlandığını ve gele­neksel pozisyonlarda nelerin müm­kün olduğunu zamanla ve yeni eş­lerle öğrenir. Öte yandan, deneme­lere ve iletişime açık olan çiftlerin çoğu, her ikisini de tatmin eden bir davranış biçimi bulacaklardır.

 

 



 
Jun
08
    

Cinsel Dürtüleri Uyumsuz Olan Çiftler Ne Yapmalı ?

Pek az çiftin cinsel dürtüleri tam bir uyum içindedir ve her seferinde eşlerden birinin kendisini öteki kadar seksi ve tutkulu hissetmesini bekle­mek mantıklı olmaz. İlişkinin baş­langıcında durum bu olabilir, ama zamanla çiftlerin çoğu kendi cinsel dürtülerini, işlerini, çocukları ve benzeri noktaların da dikkate alındı­ğı bir sevişme ritmini yakalayacak­tır. Cinsel dürtüler gerçekten uyumsuzsa, bunu açıkça tartışmak, öteki eşin başarısız ya da anormal oldu­ğunu ima eden hiçbir yorumda bu­lunmaksızın bu uyumsuzluğu açık yüreklilikle kabul etmek yararlı ola­bilir. Cinsel ilişkilerde vurgu orgaz­ma ulaşıp ulaşmama üzerine yoğunlaştırılmamalı, daha çok cinselli­ğin olanak verdiği yakınlık ve ileti­şim üzerinde durulmalıdır. Birbirine sarılmak ve birbirini okşamak cinsel birleşme kadar haz verebilir ve eş­lerden biri daha aktifse, eşinin yar­dımıyla ya da tek başına mastürbas­yon yapması engellenmişlik duygu­sunu önleyebilir. Her eşin arzuladığı fiziksel yakınlık miktarında ve dere­cesinde ciddi bir fark varsa, ilişkiyi yeniden değerlendirip, diğer olum­lu faktörlerin bu ilişkiyi sürüdürülmeye değer kılıp kılmadığını gör­mekte yarar vardır.



 
Jun
08
    
DownloaD | 08 Haziran 2008 05:39 | 0 fav | etiket: ,  

Cinsel Yaşam> KısırDöngü

Başlangıçta sorun yalnızca fiziksel olsa da, cinsel sorunların hemen hepsinde kişinin başarısızlık korkusu sorunu ağırlaştırır.
Yeni doğum yapmış, vajinasındaki yara izleri yeni kapanan bir an­ne doğumdan sonra canını çok yakan ve ona doğumla ilgili bütün güçlükleri adeta yeniden yaşatan bir cinsel birleşme denemesi yaşamış­sa, daha sonra cinsel ilişki düşünce­si bile kasılıp kalmasına yeterli olabi­lir. Çok çalıştığı ya da çok fazla alkol aldığı için birbiri ardına iki kez sert­leşme sorunu yaşayan orta yaşlı birerkek bir sonraki cinsel birleşme de­nemesine bir sınav gibiBu kez de başaramazsam, ne yaparım bilmem”. Başarma baskısı mantıksızca artar, başarısızlık korku­su egemen olur, kişi cinselcinsel ilişkiyi birgibi yaşar. Böylece ikisi de ciddi bir sorunları olduğuna inanırlar ve kı­sırdöngü iyice yerleşir.
yaklaşacak­tır. “ birleşme sırasında gevşeyemez ve elbette korktuğu yine başına gelir. Kadın da çok gerildiği ve erkekte sertleşme olmadığı için eziyet

Neler olup bittiğinin farkında olunsa bile, böylesine bir kısırdön­günün kırılması şaşırtıcı ölçüde güç olabilir. Kişinin özgüvenini yitirmesi ve yetersizlik duygusuyla kilitlen­mesi son derece kolaydır ve her cin­sel “başarısızlıkta” bu pekişecektir. Anlayışlı bir eş yardımcı olabilir, ama genellikle eş de bu arada kendi yetersizlik duygularıyla uğraşmakta­dır: “Neden artık benimle sevişmek istemiyor? Artık çekici değil miyim? Başkasıyla ilişkisi mi var?”

Dolayısıyla seks terapisinde özel­likle eşlerin bu negatif duygularını ifade etmelerine olanak vermek, kendilerini sürekli geriye çeken buamaçlanır. Te­rapistler genellikle, bu kitabın iler­deki bölümlerinde (s. 36-39) anlatı­lan “Beş duyuya odaklanma” egzer­sizlerinden yararlanarak, çiftlerin yavaş yavaş gevşemelerine ve bir za­manlar yaşadıkları hazzı ve güveni yeniden kazanmalarına yardım et­meye çalışır. kısırdöngüden çıkmalarını ve başar­ma baskısı olmaksızın birbirlerinin fi­ziksel yakınlığından hoşlanmayı öğ­renmelerini sağlamak

 



 
Jun
08
    
DownloaD | 08 Haziran 2008 05:38 | 0 fav | etiket: , ,  

Bilgisizlik, Efsaneler Ve Basmakalıp Düşünceler

Günümüzde bilgiye erişim olanakla­rının daha fazla olmasına karşın, in­sanların çoğu hâlâ anatomiden (özellikle kadın cinsel organlarının anatomisinden) doğurganlığa ya da prezervatifi doğru takma yöntemine kadar cinsellikle ilgili birçok konuda yeterince bilgi sahibi değildir. Çoğu kişi arkadaşlarından ya da magazin dergilerinden her zaman da doğru olmayan bilgi kırıntıları topluyor.

Doktorlar sık sık, cinsel birleşme sırasında eşlerinin vajinada bir “yumru” hissetiğini söylediğini akta­ran kadınlarla karşılaşıyor. Muaye­nede bu yumrunun vücudun normal bölümlerinden biri olan rahim boy­nu (serviks) olduğu anlaşılıyor. Özellikle kadınlar kendi anatomile­rin tanımadan büyüyebiliyorlar. Cin­sel birleşme çabası sırasında penis vajinaya giremezse kendilerinde bir sakatlık olduğunu düşünebiliyorlar ya da sertleşmiş bir penisin kendi vajinalarına sığabileceğine inanamı­yorlar.

Ayrıca bazı kişilerin cinsellik ko­nusunda kapalı ve çekingen bir ya­pısı vardır. Bunda kültürün, dinin ya da yetiştirilme biçiminin rolü olabilir. Örneğin birçok dinde cinsel birleşmenin ne zaman yapılabileceği ve âdet kanamaları sırasında kadınların neler yapıp neler yapamayacakları konusunda katı kurallar vardır ve ge­beliği önleyici yöntemler yasak ola­bilir. İffetliliğe yüklenen anlam kadı­nın kendi vücudunu incelemesini engelleyebilir ve doktordan bilgi ya da yardım istemede son derece zor­lanabilir. Cinselliğin günah ve suçla ilişkilendirilmesi mantıklı düşünmeyi engelleyecek kadar derin kökler sal­mış olabilir; bu da çeşitli cinsel zor­luklara yol açar.

Bir başka sorun da, giderek daha açık fikirli yaklaşımların benimsen­mesine karşın, hâlâ kadının ve erke­ğin şu ya da bu biçimde basmakalıp cinsel rollere uymasının beklenmesi­dir. Erkeklerin her zaman sevişmeye hazır, çok erkeksi ve yaşamın bütün
yönlerini denetim altında tutan güç­lü kişiler oldukları varsayılıyor. Öte yandan erkeklerin duyarlı ve duygu­sal olmaları, içlerinden geçen gizli duygularını kolayca dile getirebil­meleri beklenmiyor.

Kadınlara da şu ya da bu şekilde kadının cinsel organlarının ve cinsel­liğin “kirli” olduğu ve iyi kızların cin­sel ilişki peşinde koşmayacakları ve cinsellikten hoşlanmayacakları me­sajı iletiliyor. Erkekler tarafından yanlış anlaşılabileceği ve bunun ba­şını belaya sokabileceği korkusun­dan kurtulsa bile, çoğu kadın cinsel­lik konusunda tam olarak kendini ifade etmekte zorlanabiliyor. Erkek çocukların ve yetişkin erkeklerin mastürbasyon yapması kabul edilse (hatta beklense) de, genç kızlarda ve yetişkin kadınlarda mastürbasyon
ve cinsel fanteziler birer tabu olma­ya devam ediyor.

Flört ederken bu çelişik roller ve beklentiler ilişkiye bir başka çeşni katabilir, ama uzun süreli bir ilişkide cinsel doyumun önünde engel oluş­turması mümkündür. Seks terapisi kişilerin ve çiftlerin bu karmaşık kül­türel beklentilerle ilgili duygularını ortaya çıkarmalarına olanak verir. Ayrıca cinselliğe istedikleri kadar il­gi duyma ya da duymama ‘izni’ de verebilir.